ibrahim's profileibrahimPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
February 14 Yalnızlığı Okuyorum GözlerindeKüçükken arzu ettiğim şeyleri gizlerdim. Güzel olana ve isterikliğini dışa vuran her nesneye karşı vurdumduymaz davranmaya çalışırdım. Her şeyi gizlemeyi ve susmayı tercih ederdim aslında hiç istemememe rağmen. İşte şimdi de aynı durumdaydım; o karşımdaydı , etkilenmiştim ama susuyordum. Ve bana kalsa bu suskunluğum sürecekti. Bakışlarını bana yöneltti ve aynı ince, kibar sesiyle “bende yalnızım aslında ve de evliyim. Eskiden olsa sana mutlaka karşına biri çıkacak ve o seni tamamlayacak derdim ama şimdi buna inanmıyorum. Çünkü her insan yalnızdır ve her kimle olursa olsun bu değişmeyecektir. Çünkü kimse seni senin gibi tanıyamayacak ve seni tamamlayamayacak. Beraber olduğun insan seni sınayacak, sana haksızlık edecek, seni aşağılayacak, üzecek ...” bir an sustu, ben gözlerimi yerden kaldırmış onun gözbebeklerine bakıyordum ve belki de nefes dahi almadan onu dinliyordum. “belki de terk edecek ve sen yine yalnız kalacaksın, yine yaralanmış, incinmiş ve haksızlığa uğramış olarak. Sonra kendini toparlayabilirsin elbet ve hayattan bir şeyler bekleyebilirsin ama asla birine bel bağlamaz ve onun gelip seni yalnızlığından arındırmasını beklemezsin, bekleyemezsin. Kendi kendine yetmeye çalışırsın ve açıklarını kendin kaparsın. Yani önceden kendini yarım görürken ve birinin gelip seni yamamasını ve bütünlemesini beklerken şimdi kendini bütün görürsün başka biri olmadan...” Kendince haklıydı elbet söylediklerinde. Ve epeyce bir karamsar düşünüyordu. Belli ki bir darbe almış ve acısını hala unutamamıştı. Ama yine de benden bir adım öndeydi yaşamışlıkta. Ben hala iz bırakacak bir insan arıyordum o ise o izi çoktan beri taşıyordu. Sustum, söyleyecek çok şey olmasına rağmen susmayı tercih ettim. Konuştukça bir yerlerinin acıyacağını,onu mazisinin kötü köşelerinde dolaştıracağımı anlamıştım. Sustum çocukluğumdaki gibi çarçabuk... Güneş iyice yükselmiş ve yağmur yağmaktan yorulmuştu. Kent normal yaşamına dönmüş ve binlerce insan tarafından istila olmuştu. Artık ayrılma vakti gelip çatmıştı. Elini sıkarken titrediğimi fark etmiştim o da bunun farkında idi ama umarsız davranıyordu. Bende çocukluğumdan tecrübe edinmiş olduğum gibi davrandım. Ve o güneşe karıştı gitti, tanrı da peşinden... Ceza evinin kapısından içeri girdiğimde vakit öğleyi geçmişti. Eski dostumun gözü yolda kalmış ve beni görür görmez paylamıştı. “İnsan söz verdiği zaman mutlaka bunun arkasında durmalıymış ve tam saatinde randevusuna gitmeliymiş.” O bunları söylerken ben –yargılandığımı ve kırıldığımı- düşünüyordum. Bana geç kalma nedenim sorulmadan geç kalışım hakkında yorum yaptığı içinde dostuma kızıyordum için için... Hayat aynı programı içinde devam ediyordu benim için. İş, ev, eski ve yeni dostlarla ilişkiler, uzaktan gelen cevaplanması gerekli mektuplar ve kavga... ama eskisi kadar bunalmıyor ve eskisi kadar fazla kafa yormuyorum hayat üzerine. Ki o bile şimdilerde beni görse gözlerimden yalnızlık okuyamaz. Çünkü ben bir bütünüm artık... TrackbacksThe trackback URL for this entry is: http://luniz35.spaces.live.com/blog/cns!B4F700036B7190AC!138.trak Weblogs that reference this entry
|
|
|